“LEZBİYENLER SOKAĞA İNDİ!”
Aktüel’in 4 Haziran 1997 tarihli 308. sayısına göre “Lezbiyenler Sokağa İnmiş!” Sokaklarda elele, dudak dudağa dolaşan genç kızlar, “Lezbiyen Devrim”in ilk adımlarını atıyorlarmış. Bunun açık örneklerini de İstiklal Caddesi, Bağdat Caddesi ve bir takım barlarda görebilirmişiz! Türkiye’nin lezbiyen ve gay dergileri 100 de 100 GL ve KAOS GL’de artık lezbiyenlerin
yazıları daha çok çıkıyormuş. Hatta İstanbul’da üç lezbiyen, bir lezbiyen dergisi çıkarmayı planlamaktaymışlar, hatta ve hatta derginin altyapı çalışmaları yapılmış, dergi Eylül’de çıkıyormuş (Eylül ayında etrafıma bakınıyor olacağıma emin olun!). Aktüel’in yazdığı bu yazıya göre Lambda İstanbul neredeyse tamamen lezbiyenlerden oluşuyor, hatta bir yerde 100 de 100 GL, “Güneş G. ve arkadaşlarının çıkardığı lezbiyen bülten” diye geçiyor.
Şimdi yukarıdaki bilgilerin ve daha saymadığım birçoklarının yanlış olduğunu kanıtlarıyla anlatmama gerek var mı? Belki bazılarınız, kıçıkırık bir lezbiyenin yazdıkları yerine Aktüel’in yazdıklarına inanmayı tercih edersiniz kaygısıyla, yine de biraz yazdıklarındaki hatalara (!) değineğim. Ben ne Bağdat Caddesinde ne de İsti
klal Caddesinde “Ben Lezbiyenim!” diye bağıran birini görmedim. Gören biri varsa, lütfen beni uyarsın. Hadi diyelim var, “Lezbiyen Devrimi” anlamına mı gelir? Bahsettiğimiz Türkiye’nin yalnızca topu topu iki caddesi. Peki gay ve lezbiyen dergilerini lezbiyenlerin katılımı ne alemde? Benim tanıdığım bütün lezbiyenler, lezbiyen yazılarının bahsi geçen dergilerde pek az olduğundan şikayet ediyorlar hep, ama nedense kalem oynatan pek az. Bugüne kadar inanılmaz az sayıda lezbiyen kaleminden çıkmış yazı yayınlandı, 100 de 100 GL’de. Hatta, benim şahit olduğum bir toplantıda, Lambda İstanbul’dan bir gay, lezbiyen arkadaşlara tembelliklerinden dolayı çatıyor ve bire bir lezbiyenlerle ilgili bir yazıyı çevirmek zorunda kaldığından bahsediyordu. Lambda’ya lezbiyen katılımı?!.. Koskaca İstanbul’da bir elin parmaklarını geçmez. Ee peki, bu konularda bu kadar da teknik bilgi yanlışlığında bulunmak Lambda İstanbul’da vakit ve enerji harcayan, tüm bu çabalarında çok az lezbiyeni yanlarında gören gaylere ayıp olmuyor mu? Onların ürettiklerini başkalarınınmış gibi göstermek için, Aktüel habercilerinin nasıl bir yanlışlık yapmış olması gerekiyor?
Aslına bakarsanız, Aktüel habercileri hiç de kaza eseri yazmış değiller bu yazıyı. Onların derdi başka. Ellen DeGeneres’i duymuşsunuzdur. Geçenlerde lezbiyen olduğunu açıklayan ve Clinton’la birlikte sevgilisine sarılmış fotoğraf çektiren ABD’li bir oyuncu. Ellen DeGeneres’in lezbiyenliğini açıklamasıyla birlikte, ABD çalkalandı, ülkenin dört bir yanında “Coming Out with Ellen-Ellen’l
a birlikte Açığa Çık” partileri düzenlendi. Olaylar pek çok yer gibi Vanity Fair dergisinin Haziran 1997 sayısında “Lover Girls” başlığıyla yer aldı. Bu yazıda, gay ve lezbiyen hareketinde bugüne kadar hep gaylerin ön planda olduğu, lezbiyenlerin ise daha gizli saklı kalmayı tercih ettikleri, ancak son yıllarda birçok ünlü kadının lezbiyenliğini açıklamasıyla beraber, artık lezbiyenlerin varlıklarının kabul edilmeye başlandığı yazıyor. Evet, tanıdık geldi değil mi? Bu sayı Aktüel’in 307. sayısında yayınlandı. Yazının çeviri olduğuna dair hiçbir şey görmedim, lütfen görenler beni bilgilendirsin. Aktüel, 307. sayısında bu yazıyı çevirdi ya, kendince sansasyon yaratmak için, işte yukarıda bahsettiğim yalanlarla dolu yazıyı da yayınladı. Zaten 307. sayıdaki çeviri (!) yazıda lezbiyenlerin gaylerden daha az görünür oldukları, son yıllarda da bu durumun yavaş yavaş kırılmaya başlandığı yazarken, aynı deginin 308. sayısında lezbiyenlerin devrim yapmaya başladığı yazıyor, ham de Türkiye’de.ABD’de başlayan bir devrim (!) bir haftada Türkiye’ye girdi ve hayatı değiştirdi heralde! Benim anlamadığım, ben niye farkında değilim bu devrimin! Hem, gerçekten de ortalıkta bir devrim olsaydı, Aktüel sadece sansasyon peşinde koştuğu için ilgilenirdi, zaten olmayan bir devrimi bile varmış gibi gösterdiğine yazdıklarına bakılırsa...
Ee, Aktüel’in yazısı bununla da bitmiyor. Benim KAOS GL’nin 32. sayısında yazdığım “Başlığı Sen Seç!” başlıklı yazıdan yola çıkıp (yazıda lezbiyen olduğunu düşündüğüm bir şarkıcıya seslenmiştim), o şarkıcıyı lezbiyenliğini açıklamaya çağırdığımı yazmışlar. Bununla da kalmayıp, bir şarkıcının fotoğrafını basmışlar, güya benim seslendiğim şarkıcı. Yazıyı okuyanlar hatırlayacaklardır, ben kimseyi lezbiyenliğini açıklamaya çağırmıyorum, sadece “açıklasa, ne
olur, bizim hayatımızda ne değişir” diye soruyorum. ve pek de, böyle bir açıklamanın sonucunda lezbiyenlerin yaşamlarının pat diye kolaylaşacağını düşünmüyorum.
Ama biz küçük Amerika’yız ya, Amerika’da Navratilova’lar, Lang’lar, Foster’lar, DeGeneres’ler
var ya, Türkiye’de de ........ var. Yani hem Amerika’da, hem Türkiye’de lezbiyen devrimi var Aktüel’e göre.
Aktüel’den iki haberci, “Başlığı Sen Seç!”le ilgili olarak telefonda benimle görüşmek istediler. Ben de, elbette istemedim. “Ama olsun canım, sohbet ederiz!” Ee, madem öyle, edelim. Ettik de! O şarkıcıya KAOS GL’den yaptığım çağrıyı (!) Aktüel’de yinelememi istediler. İyi de, siz o yazının uydurma olmadığını nereden biliyorsunuz? Ohhooh, onlara bakılırsa şarkıcının kim olduğunu biliyorlardı, nitek
im dergilerine fotoğrafını koymuşlar. İsmini yazmama inceliklerinden dolayı onlara teşekkür etmem gerekir heralde! Gözlerine de siyah bant taksalardı, bari!... Onlara, Aktüel’de yer almak istemediğimi söyledim. Gay ve lezbiyenler büyük medyaya çıkmamak gibi bir tutum sergileyince korkaklıkla suçlanırlar (nedense kimsenin aklına onların korkmalarına neden olan koşulları suçlamak gelmez), evet benim de lezbiyen olduğumu gizlediğim yerler var, ve bu da benim için önemli bir konu. Ama korkmama gerek olmasa bile Aktüel’e, hele de böylesi bir magazin çerçevede çıkmam hiç olası değil, bunu anlatmaya çalıştım. Korkak oldum, tamam bunu anlarım, kendilerince beni “yaparsın, yapamazsın” döngüsüne sokmaya çalıştılar. Ama korkaklığım yetmedi, Aktüel’e çıkmadığım için beni (ve akabinde KAOS GL’yi) apolitik ve asosyal olmakla suçladılar. Ben de hani kendimi kaptırıp Aktüel ve benzerlerine olan eleştirilerimi sundum onlara, ama sonra baktım ki ben saflık yapıyorum benimle oyun oynuyorlar, bunu aktardım “sizi çakal gazeteciler...”, bu durumda da paranoyak oldum. İyi de madem lezbiyen devrimi sizi bu kadar ilgilendiriyor ve güncel birşeyler arıyorsunuz yazmak için, hadi bıraktım üç yıldır yayın hayatında olan KAOS GL’nin yazı envanterini, benim güncel başka bir yazım vardı, “Luna” reklamıyla ilgili, dedim, neden bu şarkıcı yazısına taktınız ki. Nası yani, dediler. Anlattım, anlatmasa mıydım diye düşündüm, dergiyi okuyunca. Çünkü benim zehir zemberek “Luna” reklamı eleştirim, olmuş lezbiyenlerin bugünlerde gözdesi olan reklamı anlatan yazı. Neyse... görüştüğümüz akşama dönelim. Siz hani kimsenin izni olmadan kimliğini açıklamazdınız, dedim. Üstelik de bu yalanı Arslan Yüzgün’ün kimliğini açıklamayan sevgilisinin gözü bantlı bir fotoğrafının altına yazmışlardı. Birinin gözünü bantlamak kimliğini açıklamamak mı oluyor, dedim. Pişkin pişkin güldüler, ama o Refah’lı. Teşekkür ederim, çok mersi. Peki madem bu kadar ünlü lezbiyen ve gaylerin peşinde koşuyorsunuz, siz hepsini zaten benden iyi tanır ve de bilirsiniz. Yine güldüler, konu Homokrasi başlıklı yazılarına geldi. O yazıda neden isim yoktu? Çünkü, konuştukları kişiler isimlerinin yayınlanmasını istememişler. Yine teşekkür ederim. Bu durumda, görünen o ki, sırtı sağlam eşcinsellere yine birşey olmuyor. Refah’lı olursan, pek de öyle parlamamış bir şarkıcıysan, ya da kendini aktivist zanneden kıçıkırık bir lezbiyensen, vay haline. Nitekim de öyle oldu. Benimle röportaj yapıp resmimi alamadılar ama, sağolsunlar, ismimi açıklamışlar, hatta bu da onlara yetmemiş “Yeşim kendi adını kullanıyor” diye de eklemişler. Heralde benim korkaklığımla mücadele etmeye karar verdiler!... Bunu bana da sorabilirlerdi!...
Sonuç olarak Aktüel kendine yakışanı yaptı, yalan yanlış sansasyon bir haber yazdı, lezbiyenleri kullandı. Diyecek daha laf var mı? Bilmiyorum. Bu arada Güneş K. Göker’le yine aynı yazı çerçevesinde yaptıkları söyleşide söylenenlere dair hiçbir şey yazmayıp bu hakkımı sonraya bırakıyorum.
Yeşim T. Başaran